
Полная версия
Zamanın Kalbi
Bölüm 3 "Toya ile TanıÅma"
Shinbe, ametist gözleri parlayarak yüzünde ciddi bir bakıÅla öne eÄildi, âburada normal insanlar var ve bir de ben ve Suki gibi bursu olanlar. Bursu olan baÅkaları da var, ama hepimizin bir tür özel yeteneÄi var⦠normal insanların sahip olmadıÄı bir güç gibi.â
âBenimkisi telekinezi. Zihnimle nesneleri hareket ettirebiliyorum.â âVe telepati, yani aklımı kullanarak diÄer insanlarla konuÅabiliyorum.â Bu kelimeleri ses çıkarmadan, kızın onu kendi zihninde duyabildiÄini bilerek söyledi.
Dudaklarının oynamadıÄını ve sesinin zihninde yankılandıÄını gördüÄünde Kyokoânun dudakları aralandı. Sesinin tüm sıcaklıÄının⦠veya bir Åeyin orada olması gerektiÄini hissetti. ÃocuÄa baktıkça ifadesi rahatladı ve gözleri yumuÅadı.
Shinbe, meraklı kaŠçatıÅını saklamaya çalıÅtı⦠zihnini onunkisine baÄladıÄında⦠baÄlantıyı durdurmak için bütün konsantrasyonunu vermiÅti. Gücü kızla kalmak istiyor gibiydi. Bu duyguyu atmaya çalıÅarak devam etti. âAynı zamanda büyü yapabiliyorum ve uzun bir keÅiÅlik hayatından geliyorum.â Kyokoânun gülmekten gözleri yaÅarınca durdu.
Suki, Kyokoânun yanına geri geldi ve hiçbir Åüphe göstermeden âbiliyorum inanması zor ama keÅiÅlikten geliyorâ dedi. Sırıttı, ama sonra bakıÅı tekrar ciddileÅti, âve eÅyalara dokunmadan onları fırlattıÄını gördüm, ayrıca her türlü dövüŠsanatında da harika.â
Shinbe âbelki de sevgili Kyokoâyu tüm yeteneklerim hakkında bilgilendirmeliyizâ diye önerdi.
Suki döndü ve Shinbeâye ters ters baktı, âhayır, ona BU konuda iyi olduÄunu söylemeyeceÄim!â sonra da baÅının tepesine vurdu.
"Ama hala yalnızca bir insanmıŠgibi davranıyorâ nereden geldiÄi belli olmayan alaylı bir ses duyuldu ve Shinbe fırlayıp sesin nereden geldiÄini anlamak için doÄruldu.
Kyoko etrafa göz gezdirdi ve bakıÅları derin altın sarısı gözlere kilitlendi. Sesin sahibi gördüÄü her Åeyden daha güzel görünüyordu. GümüŠgölgeleri olan siyah saçları uzun katmanlar halinde baÅından aÅaÄı dökülüyordu. GüneÅin kararttıÄı teni saÄlıklı bir Åekilde parlıyordu ve uÄrunda ölünebilecek bir vücudu vardı. Her nasılsa, gözleri doÄrudan ona bakmasa bile onu esir almıŠgibi görünüyordu.
Suki huysuzlandı ve yeni gelene kızgın bir bakıŠatarak kollarını göÄsünde kavuÅturdu. âHarika, onu korkutup kaçıracak herkes burada.â
Shinbe Sukiâye doÄru sırıttı ve ardından Kyokoâya bakıp âbu Toya. Toya, Kyoko ile tanıÅ. Bugün burada ilk günüâ diye tanıttı.
Toya, Kyokoâyu görmek için ve her nedense onu ölçüyormuÅ gibi döndü, bu kızı rahatsız etti. Kyoko gözlerini kısarak adama baktı, onunla ilgili ilk izlenimi ayaklarının yere inmesini saÄladı.
Toya huysuzca âee, yani rahibe sen misin?â dedi, otururken de onu baÅından savıyormuÅ gibi kafasını çevirdi.
Kyokoânun gözleri ona döndü ve ÅaÅkınlıktan güçlükle soludu. Oradaki hiç kimse onun rahibe olduÄunu bilmiyordu. Aslında yalnızca, en yakın aile üyeleri biliyordu.
Ani bir öfkeyle, "bunu nasıl biliyorsun?" diye baÄırdı.
Toya kanının kaynadıÄını hissederek geri çekildi. âLanet olsun, korkunç bir manyak gibi baÄırma. Seni gayet iyi duyabiliyorumâ diye homurdandı.
Suki ve Shinbe ürkmüÅtü ve Kyoko ile Toya birbirlerine öfkeli bakıÅlar atarken, sandalyelerinde küçülmüŠgibiydiler.
Toyaânın hisleri, Kyokoânun öfkesiyle bir güç dalgası yakalamaya baÅlamıŠgibiydi ve eÄer bunu ona söylerse lanetlenecek de olsa, belki bu küçük sevimli bedenin içinde birazcık gücü olduÄunu düÅünerek gerginleÅti.
Sessizce görünüÅünü tarttı. Kalp Åeklindeki güzel bir yüzü çevreleyen kumral saçları ıÅıkta parıldıyordu. Åu anda kendisine öfkeyle bakan ve kanının hafifçe ısınmasını saÄlayan canlı gözleri vardı. Cesareti sahibi kadınlar hoÅuna giderdi ve Åüphesiz kız bununla doluydu, ama nedense bu onu rahatsız ediyordu. HoÅuna gitmeyen Åey ona bakma tarzıydı⦠bunu hemen düzeltecekti.
Kızın gözünü korkutmaya çalıÅarak daha sert baktı. Toya onun yüzüne karÅı âBir burs aldın, deÄil mi⦠ve O senin bir RAHÄ°BE olduÄunu söyledi!â diye neredeyse burun buruna gelene kadar her kelimede ona daha da yaklaÅarak gürledi. Kollarını gevÅek giysi kollarının içinde kavuÅturdu ve kıza doÄru hofladı. Aniden, her saniye kendisine daha da sevimli geldiÄini fark ederek bu onu rahatsız etti ve âbahse girerim bir iblisin ne olduÄunu bile bilmiyorsundurâ diye homurdandı.
Kyoko, öfkesi kabararak geri çekildi. Ä°blislerin ne olduklarını biliyordu. Tüm hayatı boyunca onları incelemiÅ ve hatta eÄer ailesi haklıysa birisiyle karÅılamıÅtı⦠ama hatırlayamıyordu. Yine de, Toyaânın tepeden bakan kibirli davranıÅı hoÅuna gitmemiÅti ve bu konuda bahse girmek isteyip istemeyeceÄini sorar gibi bir kaÅını kaldırdı.
Suki, Kyokoâyu savunmaya gelmiÅ gibi âToya, tek bir saniye için medeni olamaz mısın? Yalnızca birkaç saattir burada ve sen onu kaçırmadan önce kalması için ikna etmek istiyorumâ dedi. Kyokoâyu bu kadar çabuk kaybetme düÅüncesiyle neredeyse üzgün bir hali vardı.
Toya rahatsız olmuÅ bir Åekilde kaÅını kaldırıp Sukiâye bakarak, âee, soruma cevap bile vermedi. Bununla baÅa çıkabileceÄini düÅünüyor musun?â dedi ve kızgın bakıÅlarını hızlıca Kyokoâya çevirdi.
Kyoko, "beni afallatacaÄına inandıÄın her Åeyle baÅ edebilirim, pislikâ diye bilgi verirken kelimeleri buz gibiydi.
Suki ve Shinbe birbirlerine baktılar. Toyaânın karÅısında böyle cesaretle yalnızca kendileri ile üniversite sahibi ve belki Kotaro dıÅında kimse duramıyordu. Sonra ikisi de Kyoko adındaki bu kızı kesinlikle seveceklerini anlayarak sırıttılar.
Masada bir yemek tepsisiyle bir garson göründü ve Kyoko dikkatini Toyaâdan ona çevirdi. Ãocuk Kyokoâya biraz fazla uzun baktı ve hisleri, ona bir Åeyler olduÄunu söyleyerek karıncalanmaya baÅladı. Bu genç adamın çocuksu yüzüne uygun deÄilmiÅ gibi görünen karanlık gözlerine baktı.
Ãocukla ilgili bir Åey⦠bu duygudan gerçekten hoÅlanıp hoÅlanmadıÄını bilmese de Kyokoânun aklını çeliyordu. Elbette görünüÅü sevimliydi ama çocuktaki bir Åey onu hafifçe rahatsız ediyordu. Genç adamın çaba bile göstermeden yayıyormuÅ gibi göründüÄü büyünün etkisinden kendisini kurtarmak için gözlerini kırptı. Atmosfer, yanından alçak bir homurdanma sesi duyduÄunda en sonunda bozulmuÅtu.
Toya teninden bir soÄukluk geçtiÄini hissetti ve ÅaÅırtarak sarsmak ister gibi çocuÄa homurdandı. ÃocuÄun gözleri tekrar Toyaânınkilere odaklandıÄında, dönüp masadan sıvıÅırken, abanoz siyahından gümüŠmavisine parıldıyor gibiydiler.
Kyoko kafası karıÅmıŠbir Åekilde Sukiâye baktı ama o yalnızca yemeÄinden bir ısırık alarak omuzlarını silkti. Yanındaki Shinbe, ortamı hızla terkeden çocuÄu izlerken tuhaf espri anlayıÅını saklamaya çalıÅarak elinin içine doÄru öksürdü. Kyoko, âToyaâ denen çocuÄa karÅı çok tuhaf bir heyecan duyuyordu ve sorununun ne olduÄunu anlayana kadar rahat etmeyecekti. Sandalyede arkasında yaslandı ve bir dakika boyunca onu izledi.
Uzun saçları, içlerinden çılgınca geçen kalın gümüŠrengi gölgeleriyle geceyarısının en tuhaf rengindeydi ve gözleri güzeldi⦠O güzeldi. âZihninden kendine not et, bunu düÅündüÄün için daha sonra kendini tokat atacaksın.â Hiç Åüphesiz, gözleri altın rengi tozlarla alev alev yanıyordu. EÄer Åu anda kendisine çizdiÄi imaj olmasaydı sevimli olabilirdi.
Suki iç çekti. Kyoko ile, Toyaâyı fazla kızdırmaması konusunda bir konuÅma yapması gerekiyordu. Ve Kyokoânun, bir korucuyu kızdırdıÄı hakkında hiçbir fikri olmaması adil deÄildi.
Shinbe masadaki sessizlikte, âeÄer ateÅle oynarsan⦠genellikle yanarsınâ diye bilgilendirme yaptı ve ödül olarak, onu görmezden gelmeye karar vermelerinden önce hepsinden hararetli, sert bir bakıŠaldı.
Toya, Kyokoâya hızlıca bir baÅka bakıŠattı. Gözlemesi gereken kiÅi bu muydu yani? Kyou Åaka yapıyor olmalıydı. Kyou kızın geleceÄinden kendisine bu sabah, onu izleyeceÄi ve her zaman güvende olduÄundan emin olacaÄına dair uyaran bir tonla bahsetmiÅti.
Åimdi gözlerini kısmıÅ, az önce masalarının yanında dikilen çocuÄun kim olduÄunu merak ediyordu. Kyokoâya bakma tarzı onu öfkelendirmiÅti. Rahibe gerçekten tehlikede miydi? Kyou neden önemsiz bir insanı güvende tutmakla bu kadar ilgileniyordu? Kyou asla kimseye saygılı davranmazdı, peki bu küçücük kızı farklı yapan neydi?
Toya bazen Kyouânun, kendisine atanmıŠbulunan koruyucu olduÄu gerçeÄinden nefret ediyordu ama kendisini içeri aldıÄı için ona çok Åey borçlu olduÄunu kabul ediyordu. Ayrıca Kyou bir Åey yapıyorsa, her zaman iyi bir nedeni olduÄunu biliyor ve bu tek baÅına Kyoko denen kız hakkında meraklanmasını saÄlamaya yetiyordu.
Masadaki gerginliÄe dikkat çektiÄi için bir bıçakla kesilebilecek olan Shinbe, kocaman açtıÄı, sevimli bir köpeÄi andıran gözleriyle Sukiâye bir bakıŠattı. Soytarılıklarıyla Kyokoâyu tekrar güldürebileceÄini bilerek, abartılı bir Åekilde bunu yapmaya baÅladı.
"Evet Suki, bu akÅam hala benimle kulübe geliyor musun? Bu gece cumartesi ve seninle dans etmek varken onlarca yabancıyla dans etmek hiç hoÅuma gitmez.â Sonra iddiasını kanıtlamak için bir sürü baÅka kadınla dans ettiÄini hayal edermiÅ gibi sersem bir görünüme büründü.
Suki ona, suratındaki aptal görüntüyü tokatlayarak yok edip edemeyeceÄini merak edermiÅ gibi bir bakıŠattı, sonra Kyokoâya döndü. âKyoko, birisinin bana eÅlik etmesi lazımâ güldü. âBenimle gelirsin, deÄil mi? Sadece onunla yalnız gitmek⦠çok tehlikeliâ Kyokoâya yalvaran bir bakıÅla baktı.
Shinbeânin sersem görüntüsünden sıyrılıp ona göz kırptıÄını gören Kyokoânun dudaklarının köÅeleri seÄirdi. âSuki, sizlerle gitmeye bayılırım. Böylece Åehvetle kontrolden çıkarsa Shinbeâyi durdurabiliriz.â
İkisi de ona keskin bi bakıŠattı ve Shinbe homurdandı. Kyoko yine gülme krizine girmesine engel olamadı. Bu ikisini gerçekten seviyordu.
Toya gözlerinin köÅesiyle Kyokoâyu izliyordu. Lanet olsun, böyle güldüÄü zaman güzeldi. İçten içe homurdandı. Bu da nereden çıkmıÅtı. Bu düÅünce silsilesinden rahatsız olarak kendisini oturduÄu yere bıraktı. âLanet olsun!â Åimdi onu izlemek için bu gece kulübe gitmesi gerekiyordu. Kız arkasını döndüÄünde hala Shinbe ve Sukiâye gülümsüyordu.
Kyoko gülümserken kalbi bir an için durdu ve kanındaki sıcaklık birkaç derece arttı. Toya, mutlu olduÄu zaman, az önce onu öfkelendirdiÄi haline oranla kızdan daha fazla gücün geldiÄini fark etti. Uzun süredir ilk kez rahatsız hissediyordu.
Kyokoânun gülmesi bittiÄi zaman Sukiâye döndü, âhey, pazartesi hangi derslere gireceÄimi veya bu sorun için nereye gideceÄimi bile bilmiyorum. Nereden öÄrenebileceÄimi biliyor musun?â
Suki cevaplayamadan, bu soruyu onu dikkatle izleyerek Toya cevapladı. âTüm burslu öÄrencilere aynısı verilir. Yani sen, Suki ve Shinbe diÄerleriyle beraber aynı sınıfta olacaksınız. Tek ayrı dersin okulun sahibiyle yapacaÄın olacak.â Sandalyesinde geriye yaslanırken sesi uyuÅuk çıkıyordu.
Kyoko kaÅlarını çattı, âokul sahibi hangi dersi veriyor?â
Bu sefer cevabı ametist gözleri fesatça aydınlanan Shinbe verdi, âhepimiz için farklı bir ders. Bu yüzden herkese ayrı ayrı öÄretiyor. Bize özel yeteneklerimiz konusunda yardım ediyor.â DüÅünceli bir Åekilde geriye yaslandı, sonra sırıtarak ekledi, âsanırım, sen rahibelik güçlerini kuvvetlendiriyor olacaksın.â
Kyoko'nun öfkesi, okul sahibinin kendisinin rahibe olduÄunu nasıl bildiÄini merak ederek tekrar kabardı. Bursta bundan hiç bahsedilmiyordu. Son yıllarını, okul sahibinin kendisine verdiÄi bursun sebebi olan güçleri gömmeye çalıÅarak geçirmiÅti. Biran önce bu sorunun temeline inmek istiyordu.
Kyoko tabaÄına bakarak gergin bir sesle, âbelki bu bir hatadır. Ãniversitenin sahibiyle Åimdi konuÅabilmemin bir yolu var mı?â diye sordu.
Toya gözlerini kıstı. Kyou, bunu sorabileceÄini kendisine söylemiÅti ve dersin dıÅında kimseyi görmek istemese de, Toyaâya eÄer herhangi bir sorusu olursa kızı doÄrudan kendisine getirmesini söylemiÅti.
âNe oldu, korktun mu?â diye iÄneleyici bir Åekilde sordu ve kızın sinirli gözlerinin rahatsız bir öfkeyle doÄrudan kendisininkilere bakmasıyla ödüllendirildi. Demek bu kız kendisiyle baÅ edebileceÄini sanıyordu. Eh, bu bakıÅı Kyou üzerinde denemesini izlemek eÄlenceli olabilirdi. Kyouânun tek bir söz etmeden herhangi birine verebileceÄi korkuyu görmüÅtü.
Toya, âiyi, hazır olduÄun anda seni ona götüreceÄimâ diye yemi yutup yutmayacaÄını merak ederek meydan okudu.
Kyoko bunu duyunca öfkesi biraz azaldı. TabaÄı önünden iterek, adamın blöfünü gerçekleÅtirmesini istemekten mutlu bir Åekilde, âsen hazır olduÄundaâ diye baÅıyla onayladı. Bir kaÅını ona doÄru kaldırdı.
Toya gülerek dikildi, âacelen ne?â Kendisini neyin içine soktuÄunu bilmediÄini düÅünerek, âbunu hissedeceÄi için bu öfkenin önüne geçebilirâ diye kıs kıs güldü.
Kyoko gözlerini kısarak ona baktı, ardından Suki ve Shinbeâye dönerek ayaÄa kalktı. âÄ°Åim bittikten sonra beni almaya gelirseniz sizinle konuÅacaÄım. Odamda bekliyor olacaÄım, sonra bu akÅam için plan yapabiliriz.â Sukiâye göz kırptı, sonra Toyaâya dönerek ifadesiz bir sesle ekledi. âKalmaya karar verirsem.â
Toya hoflayarak arkasını döndü ve Kyoko onun gidiÅini izledi, sonra onu takip ederek diÄerlerine omzunun üzerinden el salladı. Ardından hemen diÄer öÄrencilerin, Toyaânın yolundan ne kadar hızlı çekildiÄini fark etti ve nedenini merak etti. âNeydi o? Okulun kabadayısı mı?â
Kyoko, adama yetiÅmek için koÅarak ona bu memnuniyet hissini vermeyecekti, bu yüzden yürürken kasten geride kalarak acele etmedi. Ona hala biraz öfkeliyken, gözleri Toyaânın poposunda gezindiÄinde neredeyse kızardı. Saçlarının pantolonuna deÄmesini izlemek, bunun altındaki saÄlam yuvarlaklıÄa attıÄı bakıŠonu daha da rahatsız ediyordu. Sinir bozuculuk ve sevimlilik çok korkunç bir bileÅimdi.
Zihninden kafasını sallayıp baÅıboÅ dolaÅan gözlerine lanet ederek onu takip etmeye devam etti. âTahammül edemediÄin birinin sevimli olduÄunu düÅünmek için⦠tamamıyla aptal olmak gerekirâ diye kısık sesle mırıldandı. Åimdiden daha iyi hissederek ârahatsız edici⦠saldırgan⦠ve belki kibirli⦠ama asla sevimli deÄilâ diye sırıttı.
Tuhaf bir Åey hissedip gözlerini yukarı dikti ve kendisininkileri delip geçen karanlık gözlere kilitlendi. Adam merdivenlerin baÅında dikilmiÅ, duvara dayanmıŠbir Åekilde onu izliyordu. Arkasında ve omzularında salınan saçlarında abanoz rengi dalgalar vardı ve geceyarısı rengindeki gözleri derindi. Ãok çekiciydi ama o⦠tehdit altında hissetti.
BakıÅlarını ondan uzaklaÅtırdı. Zümrüt yeÅili gözlerini kaldırıp tekrar ona bakmaya yeltenirken kendi kendine sert bir Åekilde, âKyoko kendine hakim ol. GördüÄün herkesi analiz etmekten vazgeçâ dedi.
"Ä°Åte kampüsteki en güzel kız."
Kyoko, omuzlarının üzerinde güçlü bir kolun dolaÅtıÄını hissetti, ardından bu sabah kendisine odasının yerini gösteren adamın sesini hatırlayarak bakmak amacıyla döndü. Saç uçlarının, nereden geldiÄi belli olmayan bir rüzgar yanaklarını okÅuyormuÅçasına yüzünü gıdıkladıÄını yine hissetti.
Ona sıcak bir gülümseme sundu ama aynı anda kendisine bitiÅtirdiÄi kolundan silkelenip ayrıldı. Kyoka, kendisine bu kadar samimi davranmamasını dileyerek gergin bir sesle, âKotaro, seni tekrar görmek güzel. Bu sabahki yardımın için teÅekkürlerâ dedi. HoÅ ve hatta daha fazlası olduÄunu düÅünüyordu ama hiç kolunu ona dolayabileceÄini söylememiÅti.
Kotaro, kızın elini kendisininkinin içine alırken etkilenmemiÅti, âsana eÅlik edebileceÄim baÅka bir yer var mı Kyoko?â Zümrüt yeÅili gözlerine, onları daha önce bir yerde⦠gördüÄünü bilerek derin derin baktı. Ve bir keresinde içlerinde mutlulukla boÄulduÄuna dair belirsiz bir Åeyler hissetti.
Kyoko, Toyaânın durduÄu yeri görmek için durdu ve tekrar öfkeli görünerek merdivenlere baktı. Az önce ona veya Kotaroâya küfrettiÄini duyduÄuna yemin edebilirdi, kime karÅı olduÄuna emin deÄildi.
Toya, Kotaroânun ne yapmaya çalıÅtıÄını bilmiyordu, ama Kyokoâya fazla arkadaÅça davrandıÄı gerçeÄinden hoÅlanmamıÅtı. Bir uyarı gönderirken göÄsünden derin bir hırıltı geldi. âBunu halledebilirim Kotaro, onu Kyouâyu görmeye götürmeyi sen istemediÄin sürece.â Kotaroânun, Kyouânun yanına ders dıÅında veya çaÄrılmadıÄı sürece gitmediÄini bilerek ona sert bir bakıŠattı.
Kotaro, Kyokoânun elini bıraktı, âumarım her Åey yolundadır Kyoko.â Toyaâya pis bir bakıŠatarak tekrar kıza döndü, âdondurulmuÅ yiyeceklere dikkat ettiÄine emin ol. Kontrolden çıkarsa ben senin için ilgileneceÄim.â Kotaro, kendini beÄenmiÅ bir biçimde Toyaâya baktı, ardından Kyokoâya dönüp baÅını eÄdi ve dönerek merdivenlerden indi.
Kyoko, Toyaânın hofladıÄını duydu ve bu sabah yaptıÄı gibi dönüp koridorda yürürken ona baktı.
Bu sefer acele etti ve GÄ°RMEYÄ°N yazan kapıdan geçmeden önce tam zamanında ona yetiÅti. Kyoko nereye gittiklerini merak etti. Güçlü sırtını izlerken, aklından onu odasına geri götürüp götürmediÄi geçti. Gerçekten de kapısının önünde durduklarında Toya ona bakmak için döndü ve kız, elini onunkinin tam karÅısındaki kapıya kaldırıp vuruncaya dek kızgın bir Åekilde ona baktı.
Kyoko Åok olmuÅtu. Okulun sahibi karÅısındaki odada mı kalıyordu? KardeÅinin söyledikleri yine aklına gelmiÅti. âOlamaz!â Toya bir cevap beklemeden kapıyı açtı ve kızı kendisinden önce içeriye itti.
Kyoko aniden ona döndü. âKahrolası sorunun nedir bilmiyorum ama lütfen beni itmeâ, adamı kovaladı âveya dokunma. Sana hiçbir Åey yapmadım.â Toyaânın gözlerini dikip arkasına baktıÄını fark ettiÄinde saçları yine ensesinde hissediyordu.
Kyokoânun omuzları çöktü. Artık yapmıÅtı. Sürekli nerede olduÄunu veya kimin izliyor olabileceÄini düÅünmeden çekip gitmek zorunda mı kalacaktı?
Toya, Kyokoânun gerginleÅtiÄini gördü ve gözlerini, bir anda çok küçük görünmeye baÅlayan kıza doÄru indirerek sırıttı. âBiriyle konuÅmak istemiyor muydun?â Kyoko arkasını dönmeyince Toya dönüp Kyouâya baktı ve onun oturma odasının kapı aralıÄına dayalı bir halde, transa geçmiÅ gibi Kyokoâyu izlediÄinin farkına varınca gözlerini kıstı.
Toya kendi kendine âbu da ne?â diye düÅündü. Kyou neden ona hayalet görmüŠgibi bakıyordu? Bunun neden olduÄu kıskanç düÅünceyi tanımlamak istemiyor denilebilirdi. Bu baÄırsaklarına ürpertici bir his vermiÅ, aralarına girip Kyouânun Kyokoâyu görmesini engellemek istemesine neden olmuÅtu. Kızı korumak istiyordu.
Kyou, bin yıldan uzun bir süre sonra Kyokoâyu bu kadar yakından gördüÄü için bir süre söyleyecek kelime bulamamıÅtı. Etraflarındaki tüm hava, hatırladıÄı güç ile canlanmıÅtı⦠geçmiÅte kendisini kıza çeken görmezden gelinemeyecek bu güç ortadan kaybolmamıÅtı.
Altın rengi gözleri tarafsız bir kayıtsızlıkla kızın arkasındaki koruyucuya takıldı. âToya, çık.â Sesinde tehlikeli bir tehdit tonu duyulabiliyordu.
Toyaânın hafızasının gizli derinliklerinden, bilinmeyen bir yerden bir takım duygular Åaha kalkıp yakasını bırakmıyormuÅ gibi görünürken, gırtlaÄında bir hırıltı meydana geldi ve yumrukları öfkeyle sıkıldı. Toya, baÅka bir kelime edilmeden döndü ve bir fırtına gibi çıkarak kapıyı çarptı.
Kyoko, aklı karmaÅık düÅüncelerin etrafında dönüp duruken Toyaânın gidiÅini izledi. Aniden, onun ardından kendisi de çıkma isteÄi hissetti. Sonra bir korkak gibi davranmamaya karar verip çenesini yukarı doÄru kaldırarak cesaret buldu ve sonunda döndü, ne var ki gördüÄü Åeye inanamadı.
Görmeyi beklediÄi resmi takım elbiseli adamın yerine, kendisini⦠altın gözleri kendi gözlerinin içinde yanıp baÅka yere bakamazmıŠgibi hissetmesine neden olan adamla yüzyüze buldu. GümüŠsaçları omuzlarına ve mükemmel biçimli vücudunun üzerine dökülüyordu. Yalnızca cenneten bir hediye olabilecek yüzü ve vücudunu saran, krallara layık bu kibir dokunuÅuyla, uzun boylu ve yakıÅıklıydı.
Kyoko hemen gözlerini kapattı. Derdi neydi? Buraya soru sormaya gelmiÅti, salya akıtmaya deÄil. Gözlerini tekrar açtıÄında adam çok daha yakındaydı. Aniden adamı çevreleyen asalet ve üstünlükten bir adım uzaklaÅtı⦠ama arkasındaki kapının varlıÄını farkederek kendisini kapana kısılmıŠgibi hissetti.
Kyou ne yaptıÄını fark etmeden ona doÄru yürüdü. Ama kızın geri çekildiÄini fark edince Åık bir Åekilde kaÅını kaldırarak elini koltuÄa doÄru uzattı. âOturmak ister miydiniz Bayan Hogo?â Ona soruları olduÄunu biliyordu. EÄer olmasaydı hayal kırıklıÄına uÄrardı.
Kyoko gergin bir Åekilde yutkundu, ama maÄrurca çenesini kaldırıp aralarına koyabildiÄi kadar mesafe koyup, hiçbir Åey ummasa da beyninin normal Åekilde çalıÅmasını umarak koltuÄa yöneldi. İçinden hafifçe güldü.
âBilmek istediÄim ilk Åey, benim bir rahibe olduÄumu düÅünmenize neden olan nedir?â Adam sehpanın karÅı tarafında bir sandalyeye oturmak yerine koltukta yanına oturduÄu zaman, dikkatle ve neredeyse korkmuÅ bir Åekilde ona baktı. Kyoko kaykıldı ve onu izleyerek, adamdan daha da uzaklaÅıp korkusunu göstermeden sakinleÅerek döndü.
Kyou, tembelce âeh, oyun oynamak istiyorâ diye düÅüncelere daldı ama bu ilgi çekici düÅünceyi hemen aklından kovdu. Anormal biçimde sakin bir sesle cevap verdi, ârahibe olduÄunu bilmeyeceÄimi düÅünmene neden olan nedir?â Adam üzerine eÄilip kalp Åeklindeki yüzüne yukardan bakarken, ona kıyasla çok ufaktı.
Kyoko herhangi bir duygu izi bulmak için adamın mükemmel suratının yüzeyini inceledi ama bulamayınca ÅaÅırdı. Bir kusursuzluk ve sükunet heykeli gibiydi ve bu onu sonu gelmez bir biçimde rahatsız etti.
âSoruya her zaman soruyla mı karÅılık verirsiniz, Bayâ¦?â Adını bile bilmediÄi için kekeledi.
Kyou gülümsedi, ama bunu yalnızca içinden yaptıÄı için kız göremedi. Eh, hala bir tarzı vardı ve bu adamı hayal kırıklıÄına uÄratmamıÅtı. Yalnızca daha fazlasını görmek istemesine neden oldu. âBay Lord, ama Lordâun daha iyi olduÄunu düÅünmediÄin sürece bana Kyou diyebilirsin.â AteÅli bir bakıÅla onu olduÄu yere mıhladı.
Kyoko, aynı ateÅli bakıÅla karÅılık verdi, âneden⦠buradayım?â kelimeleri bir çocukla konuÅur gibi yavaÅça ve tek seferde söyledi. Ä°Åte, bakalım bundan nasıl sıyrılacaktı. Kyoko, göz temasını kesmeden kendi kendine mırıldandı âBay LordâmuÅ.â
Aklını okuyan Kyouânun altın rengi gözleri, kızın zümrüt yeÅili gözlerine doÄru kısılarak parladı. Böyle yapıp gözünü korkutacaÄını bilerek biraz daha üzerine eÄildi. Onu koklayabiliyordu.